Tekrar merhaba! Yazmayı, paylaşmayı çok sevdiğim,
fikirlerimle hayatlara dokunabilmeyi çok önemsediğim için açmaya karar
vermiştim bu bloğu. Şimdi devam ediyorum ara verdiğim yazılarıma. İlki de, bu
yıl iyice deneyimlediğim MEZUNA KALMAK hakkında olsun istedim.
Öncelikle, mezuna kalmaya ben nasıl karar verdim öyle
başlayalım mevzuya. 2015 YGS bildiğimiz üzere tarihin en zorlayıcı sınavıydı,
konu tartışmaya kapalı, bence. Ben ki her denemede Türkçeyi 20-25 dakikada
bitirip 2-3 yanlış maksimum yapan insan, sınavda 60-65 dakikamı Türkçeye
verdim. Yetmedi, kendime yediremedim matematikten sosyalden vazgeçip dönüp Türkçeyi
yapmaya çalıştım. Küçüklüğümden beri en iyi dersim hep Türkçe idi ve kendime de
en çok o derste güveniyordum. Sandım ki, herkesin sınavı harika geçiyor ama ben
paragrafları 5 kez okusam dahi şıkları eleyemiyorum! Türkçe beni elemiş oldu,
sınavın geri kalanında ne matematiği tam yapabildim ne sosyali ne de feni. “Bitti,
ben kesin mezuna kaldım çözmeme dahi gerek yok.” diye düşündüm ve tam o anda
pes etmiş, YENİLMİŞ oldum. YANLIŞ! Sakın sakın sakın.. bu hataya asla düşmeyin.
Benim hayat görüşüm ne yazık ki “Ya hep ya hiç” felsefesi üzerine kurulu. Yanlış
olduğunu bile bile vazgeçemiyorum. Kendimi kendime inandıramıyorum. Bir şeyi
yapıyorsam tam yapmalıyım, yapmıyorsam hiç yapmasam da olur, dediğim gibi,
yanlış bir düşünce.
Neyse, sınav bitti. Herkes çıktı sınıftan. Ben sıramdan
kalkamadım, öğretmen yanıma gelip üzülme dese de, üzülmemek olur mu? Okuldan en
son ben çıktım ağlaya ağlaya. Eve gidip kendimi yatağıma attım ve o akşamı da
Survivor izleyerek geçirdim full depresif bir modda.
O günden itibaren “mezuna kaldım mezuna kaldım mezuna kaldım”
diye kafamda bir yol çizmek, pek yararıma olmadı. Dersleri boşladım mezuna
kaldım diye diye. Düzgün çalışmadım, sanki mezuna kalınca en iyi
üniversitelerde kontenjan açılıyor sana, hadi canım! Evet, asla ve asla bunu da
yapmayın. Bir gün dahi kalmış olsa, kendinize katacağınız yeni bilgiler için
çabalayın, bir dakikanız dahi varsa DURMAYIN!
LYS’lere girdim ama hiç umursamayarak. Hepsine girdim İngilizce
hariç. Bu sene ona da gireceğim, çok seviyorum ve dile de çok yatkınım. Başından
beri dilci olmayı da isterdim.
Sonuçlar geldi, umursamadım. Paralı okumak istemedim. Elbet tutardı
ama istemedim, ailemin başında zaten yeterince sıkıntı vardı. Tercih
fuarlarındaki o heyecana ortak olamadım, gittim ama kimseden adam akıllı bilgi
almadım okullara bölümlere dair. Arkadaşlarım yerleşti, herkes sözleşmiş gibi
Facebook’ta eğitim bilgilerini güncelledi, ben o sırada İstanbuldaydım
KuklaSureyya ile buluşmak için. Kıskanmadım asla, ama içim biraz buruldu.
Yazın plansız olduğum, hangi derse çalışacağıma bir
ikizler burcu olarak karar veremediğim
için bölük pörçük geçti. Şunu söyleyeyim, mezuna kalmak asla göründüğü gibi
değil. Herkes günde 863546 saat boş vakit olduğunu düşünse de, o vakti kaliteli
geçirmek çok çok zor. Eğer planlı programlı biri değilseniz üzgünüm ama zorluk
yaşarsınız, bir senenizi çok iyi planlayarak bu yola başlamalısınız. Kendinize güvenmiyorsanız,
15 gün de olsa sınava tüm gücünüzle çalışın. Mezuna kalsanız dahi çalışmakla ne
kaybedersiniz ki?
Dersane konusunda, eğer planlı evde çalışamayacaksanız
gitmeyi düşünebilirsiniz. Ben DersNette ‘nin ygs lys kamplarına katıldım ve
memnun da kaldım. Aras Hoca ve ekipteki diğer hocalar son derece iyiydi. Aras hoca
zaten gecesini gündüzüne katarak çabalayan bir hoca, bir kez daha teşekkür
ederim.
Eğer “bugün yatayım yarın çalışırım” mantığında olursanız ki
bu mezunlukta kaçınılmazdır, olmaz. Ben yapmadım mı çook yaptım! Size günde 21
saat çalışın demiyorum, 4 saat çalış ama verimli olsun, root değiliz, hatta
bence sosyal aktivite, spor kesinlikle önemli. Ben spor yaptığımda çok daha
dinç oluyor ve yaptığım dersten daha verim alıyorum. “sevgili yapmayın, spor
yapmayın, şunu yapmayın..” safsatalarına inanmıyorum, kişi kendinin ölçütüdür,
kendi akıl hocanız olun. Dans sizi rahatlatıyorsa dans edin, kimseyle konuşmak
istemezseniz günlük tutun, spora gidin ya da bir kitapçıda saatler geçirin. Kendinizi
rahatlatmayı bilmelisiniz. Ve, kim kaç net yapmış diye hayıflanma hatasına asla
düşmeyin, sizin optiğinizi bir başkası doldurmayacak. Kimin kaç saat
çalıştığıyla ilgilenmeyin, o kişi 10 saatte
anlıyorsa senin verimli aralığın 7 saat olabilir. Sen sensin, başkası başkası.
Tabii sosyalliği de dozunda tutmak lazım. Her günü boş
geçirip sınava az kala bocalamamak için, planınıza uyduğunuz her hafta için
kendinize ödül verebilirsiniz mesela.
Bu dediklerim sınavdan, puanların ve sıralamanın gelişinden
SONRA mezuna kalmaya karar verenler için. Sınavdan önce kimsenin “mezuna kaldım”
demeye hakkı yoktur, buna harcayacağınız vakitte bir konuya daha çalışın,
mezuna illa ki kalacaksanız düşünmek için sonra oldukça vaktiniz olacak.
Mezuna kalmak dünyanın sonu değil, ama, ben bu sene evde
oldukça stres yaşadığım için biraz pişman oldum. Kendi sıkıntılarım içindi,
eğer imkanınız varsa kütüphane, etüt merkezi gibi yerlerde çalışmanız
yararınıza olacaktır. İnternet de varsa, videoları orada takip edebilirsiniz. Çalışma
ortamınızı düzenli tutmak –ben yapmasam da- motivasyonunuzu artıracaktır. Ama,
dediğim gibi.. Kafanız boş, kendinize güvenli olmalısınız. Şimdiden mezuna
kalmayı aklınızdan çıkarmalısınız! Hayat karşınıza neler getirecek bilemezsiniz..
Ek olarak sorularınız varsa, buraya ya da instagrama yorum
atabilirsiniz. Teşekkür ederim! J